2 Aralık 2009 Çarşamba

Kömürde kestane zamanıdır

Yine Aralık ayı, yine Türkiye yolları göründü, yine kömürde kestanenin kokusu ta Moskova’ya kadar ulaştı... “Kömürde kestane” yazım alışılageldik bir şekilde ısrarla devam ediyor. Farklı olan şey ise, her sene ben bu yazıyı hazırlarken dışarısı bembeyaz olurdu, bu sene kar bir ce deyip kaçtı kendisinden hala haber alamıyoruz. Moskova “kar” ını kaybetti hükümsüzdür...

İlk kömürde kestanemi yazarken, kar kokusundan bahsetmiştim ancak görünen o ki küresel ısınma mı dersiniz, çevre kirliliği yüzünden mevsimler şaştı mı dersiniz, ne derseniz deyin, kış ayları artık eski keyfinde olmayacak. Her sabah gri, puslu ve kirli bir havaya uyanmak ne kötü birşeymiş meğer! İlk geldiğimiz yıllarda ne kadar soğuk diye yakındığımız Moskova havası ne kadar da güzelmiş meğer. En azından güneş görüyorduk donarak da olsa. Haftalardır kendilerini görmüyoruz sayılır. Güneşin rengi neydi acaba?

Gelelim asıl konumuza... Ne diyorduk? Kestane diyorduk... Dün uzun bir süre biri Amerika’da, diğeri Singapur’da iki arkadaşım ile şu kestane olayını yazıştık facebook’da. Bu arada facebook nasıl da girdi hayatlara! Herkes hasret anlaşılan bu kömürde kestaneye. Kimse bulunduğu yerdeki kestaneden memnun değil. Ama gelin görün ki kömürde kestanenin yerine, yani memleketimize dönmek konusu açılınca da herkes kestanesiz yaşamaya razı. Neden acaba? Kriz? Türkiye’deki politik sebebler? Hayata bir yaştan sonra yeniden ve sıfırdan başlama korkusu? Çoluk, çocuk, okul konusu? Elbette herkesin kendine göre sebebleri vardır.

Sebeb her ne olursa olsun birşeyi kendimize itiraf edelim. Alışkanlıklardan vazgeçmek zor. Üstelik bu alışkanlıkları bize hiç benzemeyen insanların yaşadığı, kültürleri ayrı, yedikleri içtikleri hatta konuştukları ayrı, dilleri farklı, havası suyu farklı bir yerde edinmiş olsak da... Bu böyle. Hadi bunu kabul ettik. Peki nedir bu kestane özlemi yanıp tutuşan içimizde?

Bu sene o kestanenin kokusuna taa yaz aylarında kanıp da giden çok oldu Moskova’dan. Cesaretlerinden dolayı tebrik etmek istiyorum doğrusu. Ben dönüş yollarını düşününce afaganlar basıyor açıkçası. Dönmek istemediğim için mi? Kim memleketine dönmek istemez ki? Elbette istemeyenler olabilir ama ben onlardan değilim. Sadece yeterli cesaret ve altyapı yok diyelim. Burada yaşadığımız sorunlara bakıyorum, bir de dönersem yaşayacaklarıma... Moskova’da kalmak kolayıma geliyor galiba...

Ama yine de kestane yeme zamanı geldi... İçten içe biliyorum bunu. Hatta şöyle derin bir nefes aldığımda, Ankara’nın kirli havasına kar ve kestane kokusu eşlik ediyor da ta burnuma kadar geliyor... Sonra az kaldı diyorum, bir ay bile yok toprağına ayak basmana ama o az kalan zamanlar daha bir zor geçiyor zaman azaldıkça.

Gitmeli, dinlenmeli, gezip yorulmalı, kestane yemeli, sahlep içmeli, sevdiklerinle birlikte olup hasret gidermeli, sevgiyle enerji doldurmalı ki dönüp yeni koşturmacalara girebilmek için piller dolu olmalı. Az kaldı... az kaldı... az kaldı... az kaldı... 3 hafta nedir ki aylar geldi geçti o da geçer... Türkiye’ye gidecek tüm arkadaşlara bol kestaneli günler :)

5 yorum:

MeRaiL dedi ki...

Kendi adima moskovada kalmaktansa turkiye'deki sorunlari cekerim daha iyi, acikca artik boyle dusunuyorum,benim bu ulkeye karsi gram bile inancim kalmadi yasam konusunda..
Bence mesele kestane kokusu degilde, daha cok dogup buyudugun yere olan ozlem..
Birde ne kadar kendini yasadigin yere uydurmaya calissanda bir yerde mutlaka hissediyorsun ki sen orali degilsin..
Neyse benim dunyada yasanacak en son ulke olarak diyebilecegim ulke kesinlikle rusya!! Insanin kendini insan gibi hissedemedigi ulke..

Adsız dedi ki...

Çok güzel bir yazı tebrik ediyorum. Bir an için kendimi Türkiye'de hissettim fakat bu 3 haftalık kısmı hatırlayınca daha bir hüzün çökerttin içime. :(

tarcinmoscow dedi ki...

Merail çok karamsar gördüm seni ev problemleri bezdirmiş :( tabi ki hepimiz ülkemizi istiyoruz ama çocuklar olunca işin içinde malesef o kadar kolay olmuyor.

Adsız diyorum malesef kim olduğunuzu bilemiyorum :) hayatta ne yaşanıyorsa, ne yaşanması nerde nasıl yaşanması gerekiyorsa yaşanacak bunun ötesi yok. uzakları ya da uzaklardaki hedefleri düşünerek yaşarsak hep hüzün çöker içimize :)

MeRaiL dedi ki...

Yooo evimle ilgili degil karamsar olmam.. Acikca 1 sene oldu gozumun acildigi..Herseyin suslu-puslu gozterilmeye calisildigi bir ulke burasi, biraz isin gercegini baktiginda korkunc gerceklerle karsilasiyorsun..
Acikca bende Rail'de gelecekteki cocugumuzun icin saglikli, guvenli,mutlu, okuluna gonderdigimde gozumun arkada kalmayacagi,etrafinda insani degerlerini yitirmis insanlarin olmadigi bir ulkede yasamak istiyoruz, Bir tek ben degil bu ulkeye karsi artik inancini yitiren akli basindaki bir cok rusda son seneler buralari terk ediyor.. Benim etrafimda bu tarz insanlar cok..:)

tarcinmoscow dedi ki...

Umarım başarırsınız... Biz bunun için bir parça geç kaldık yazık ki!